Anasayfada Banner Blindness: Görünen Ama Okunmayan Alanlar
Ana sayfadaki en kritik bilgiyi büyütüp kırmızıya boyarsanız görülme ihtimalini artırmış olmazsınız. Çoğu zaman düşürürsünüz: kullanıcı o alanı reklam sanıp atlar. Reklam körlüğü biçimlendirmeyi artırarak değil, bilgiyi reklam gibi durmayan bir yere taşıyarak çözülür.
Körlüğü tetikleyen renk değil, kalıp
Kullanıcılar yıllar içinde reklamın nerede durduğunu ezberledi: sayfanın en üstünde tam genişlikte şerit, sağ sütunda dikdörtgen kutu, içeriğin ortasına sıkıştırılmış kare. Körlük büyük ölçüde bu konum ve oran hafızasıyla çalışır. Aynı cümleyi içerik sütununun içine düz metin olarak koyduğunuzda okunur, sağ sütuna kutu içinde koyduğunuzda okunmaz. Renk ikincil bir sinyaldir, kutunun kendisi birincil.
Bir bilginin görülmesi için puntoyu büyütmem. Önce sayfadaki yerini değiştiririm, çünkü aynı metnin sağ sütundan içerik akışına taşınması genelde punto oynamaktan daha fazla iş görür.
Pratik sonuç şu: kendi içeriğiniz için standart reklam ölçülerini kullanmayın. 728x90 şeklinde bir duyuru şeridi, içinde ne yazarsa yazsın reklam olarak kodlanır.
F deseni bir yerleşim planı değil
Göz izleme çalışmalarındaki F deseni yoğun metinli sayfalarda ortaya çıkar. Kartlardan, görsellerden ve kısa başlıklardan oluşan bir ana sayfada tarama yolu bambaşkadır; kullanıcı kart sınırları boyunca zıplar. Ana sayfa yerleşimini F desenine göre kurmak, yanlış sayfa tipinden alınmış bir kuralı uygulamak olur.
Ana sayfa için işe yarayan basit kural: kullanıcının en çok ihtiyaç duyduğu iki şeyi ilk ekranda, içerik sütununun üst tarafında tutun. Gerisi kaydırmayla gelir.
Kullanıcı tipleri listesindeki karışıklık
Bu konu anlatılırken sık sık dört kullanıcı tipinden bahsedilir: arama odaklı, navigasyon odaklı, araç odaklı ve başarılı kullanıcılar. İlk üçü niyet tarifidir, dördüncüsü sonuç. Arama odaklı bir kullanıcı da başarılı olabilir, araç odaklı olan da. Sonucu niyetlerin yanına dördüncü seçenek diye koyunca liste kendi içinde tutarsız hale gelir ve tasarım kararına dönüştürülemez.
Üç niyeti ayrı tutun, başarıyı her birinin altında ayrı ölçün. Arama odaklı kullanıcı için ölçtüğünüz şey sonuç sayfasından dönüş oranıdır, navigasyon odaklı kullanıcı için menüden kaç tıklamada hedefe varıldığıdır. Tek bir başarı oranı bu ikisini birbirine karıştırır.
Sadeleştirme pratikte ne demek
- Etikette kullanıcının aradığı kelimeyi kullanın. Halk Sayımı Saati değil, Türkiye'nin güncel nüfusu. Yaratıcı isim, arama kutusuna yazılan kelimeyle eşleşmediği sürece maliyettir.
- Bilgilendirme alanında animasyon kullanmayın. Hareket, kullanıcının reklam ayrımında en güçlü ipuçlarından biri.
- İlk ekranda tek bir birincil eylem bırakın. İki eşit ağırlıklı buton, ikisinin de tıklanma oranını düşürür.
- Görselleri boyutlandırın ve tembel yükleyin. Yavaş açılan bir ana sayfada tasarım tartışması anlamsızlaşır, kullanıcı zaten gitmiştir.
Ölçmenin ucuz yolu
Isı haritası size nereye bakıldığını değil, nereye tıklandığını söyler; körlüğü ölçmek için yetersizdir. Bunun yerine beş kişiye somut bir görev verin: sitede güncel nüfus rakamını bulun. Süreyi tutun, ekranı kaydedin, kaç kişinin doğru alanın üstünden bakıp geçtiğini sayın. Üstünden geçip görmeyenlerin oranı ikiyi aştıysa sorun metinde değil, alanın nerede ve nasıl durduğundadır.
Bu testi bir öğleden sonrada yaparsınız, araç almanız gerekmez. Ekran kaydı ve bir kronometre yeter.
SEO tarafı
Anahtar kelime yoğunluğu diye bir hedef yok, uzun süredir de yok. Başlıklarınızda kullanıcının gerçekten yazdığı ifadeyi kullanmak hem arama tarafını hem tarama davranışını aynı anda düzeltir. Sade başlık burada iki işi birden görüyor, dolayısıyla SEO ile kullanılabilirlik arasında denge kurmanız gereken bir yer değil bu; ikisi aynı yöne bakıyor.