UX Portföyü: Hangi Projeler Girer, Nasıl Anlatılır
Portföy, yaptığınız işlerin arşivi değil, bir okuma sırasıdır. Karşınızdaki kişi ilk birkaç dakikada tek bir soruya cevap arıyor: bu tasarımcı bir problemi nasıl ele alıyor? Geri kalan her şey, o cevabı destekliyorsa portföyde kalır.
Önce envanter, sonra eleme
Bugüne kadar dokunduğunuz her işi bir yere listeleyin. Sonra listeyi öğrendiklerinize göre değil, bundan sonra yapmak istediğiniz işe göre eleyin. Size en çok şey öğreten proje ile başvurduğunuz pozisyonu en iyi anlatan proje çoğu zaman aynı değildir, ve portföye giren ikincisidir.
Peki elinizde sadece benzer işler varsa? O zaman çeşitliliği proje türünde değil, katkı türünde arayın: birinde araştırmayı siz kurdunuz, ötekinde akışı yeniden yazdınız, bir başkasında geliştiriciyle birlikte kapsamı kestiniz. Farklı roller, farklı sektörler kadar iyi çalışır.
Vaka incelemesi neyi taşır
Bir vaka incelemesinin iskeleti dar tutulabilir:
- Çözülen problem ya da sınanan hipotez
- Sizin rolünüz ve kiminle çalıştığınız
- Verdiğiniz kararlar ve neden o yönde verdiğiniz
- Çıkan sonuç ve sonucun nasıl anlaşıldığı
En çok şişen yer son madde. “Dönüşümü %30 artırdık” cümlesini yazmadan önce ölçümün nasıl yapıldığına bakın: aynı sürümde başka ne değişti, karşılaştırma hangi döneme karşı yapıldı, kaç kullanıcı üzerinden? Aynı deploy’da fiyatlandırma, performans ve arayüz birlikte çıktıysa artışın tamamını arayüze yazamazsınız. Hangi adımdaki terk oranının düştüğünü, o adımın nasıl ölçüldüğüyle birlikte anlatmak, yuvarlak bir yüzdeden çok daha ikna edici, üstelik mülakatta savunulabilir olan da budur.
Süreç malzemesini de koyun: eskiz, araştırma notu, çöpe attığınız prototip. Nihai ekran görüntüsü kararın sonucunu gösterir, kararın kendisini göstermez.
Üç vaka mı, beş vaka mı
Kaynakların çoğu 3 ila 5 vaka incelemesi önerir, aynı nefeste de işe alımcının detaya ayıracak vakti olmadığını söyler. İkisi birden doğruysa beşinci vaka incelemesi kimin için yazılıyor? Pratikte ilki okunur, ikincisi taranır, kalanı listede bir satır olarak durur. Bir dönem işe alım için baktığım portföylerde ilk vaka incelemesinden ötesine neredeyse hiç geçmedim.
Bu yüzden derinliği ilk ikiye yığın. Diğerleri kapsamınızı göstermek için birer paragraflık özet olarak kalsın; ilgilenen zaten soracaktır.
Web mi, PDF mi
Varsayılan web olsun. Tek link gönderirsiniz, içeriği yerinde güncellersiniz, kimse ek indirmek zorunda kalmaz. PDF’i yalnızca başvuru sistemi dosya istiyorsa hazırlayın, o zaman da görselleri ekran çözünürlüğüne indirin: tam çözünürlüklü yirmi ekran görüntüsü dosyayı kolayca onlarca megabayta çıkarır ve çoğu e-posta sistemi 25 MB civarında keser.
Portföy sitesi arama motorundan keşfedilmez, gönderdiğiniz linkten açılır. Anahtar kelime uğraşına girmek yerine sayfanın telefonda hızlı açılmasına bakın; ağır bir giriş animasyonu yüzünden kapatılan portföy, hiç okunmamış portföydür.
Gösteremediğiniz işler
Gizlilik sözleşmesi olan projelerde çıktıyı değil süreci gösterebilirsiniz: gerçek verileri temsili verilerle değiştirin, müşteri adını ve markasını kaldırın, ekranları jenerikleştirin. Bunu yaparken bile projeyi sözlü olarak anlatabilecek kadar hazır olun, çünkü mülakatta soru oradan gelir.
Zamanınız ya da deneyiminiz yoksa
Bir hafta sonunuz varsa beş projeyi yüzeysel anlatmak yerine tek projeyi sonuna kadar açın. Eksik olan çeşitlilik affedilir, eksik olan düşünme süreci affedilmez.
Yeni başlıyorsanız kurgusal yeniden tasarım projelerine dikkat. Bunların zayıf tarafı fikir değil, kısıt yokluğu: gerçek işi zorlaştıran şey mevcut sistemle uyum, yasal zorunluluk, desteklenmesi gereken eski cihazlar ve ekiple pazarlıktır. Öğrenci projenize bu kısıtlardan birini bilerek ekleyin ve ona nasıl çözüm bulduğunuzu yazın; kurgusal işi gerçeğe yaklaştıran tek şey budur.
Yayına almadan önce portföyü konuyu bilmeyen birine okutun ve tek soru sorun: buradan ne yaptığım anlaşılıyor mu? Cevap gecikirse sorun projede değil, anlatım sırasındadır.