Uzaktan Bağlamsal Sorgulama: Neyi Görürsünüz, Neyi Kaçırırsınız
Bağlamsal sorgulamayı uzaktan yürütmek mümkün, ama yöntemin adındaki bağlamın bir kısmı yolda kalıyor. Ekran paylaşımı size uygulama penceresini verir; katılımcının ikinci monitörünü, masasındaki telefonu, ekranın kenarına yapıştırdığı notu vermez. Planı bu kaybı kabul ederek kurarsanız yöntem çalışır, saha çalışmasının birebir kopyası sayarsanız çalışmaz.
Ekran paylaşımı bağlamın dar bir dilimidir
Yerinde yapılan bir bağlamsal sorgulamada bulguların önemli bir kısmı ekranın dışından gelir. Kullanıcı telefonuna bakar, yan masaya bir şey sorar, çekmeceden çıkardığı kağıda yazar, iki ekran arasında kopyala yapıştır yapar. Video görüşmesinde bunların hiçbirini görmezsiniz. Gördüğünüz tek şey, katılımcının size göstermeyi seçtiği penceredir.
Sonuç şu: uzaktan oturumlar tek uygulama içinde geçen akışlar için güvenilir, birden fazla araç ve fiziksel nesne arasında gidip gelen işler için değil. Depo, saha servisi, hastane, üretim bandı gibi ortamlarda uzaktan çalışmak veriyi zayıflatır. Masa başında tek bir yazılımla geçen bir gün için ise fark küçüktür.
Kaybı azaltmanın yolu ikinci bir görüntü
Gözlemi genelde tek bir ekran paylaşımıyla değil, iki kaynakla çözerim: paylaşılan ekran, artı katılımcının masasını gösterecek şekilde yerleştirilmiş telefon kamerası. Telefonu bir bardağa yaslamak yeterli, özel ekipman gerekmez. Bu kurulum ikinci monitörü, kağıtları ve kullanıcının ne zaman telefona uzandığını kayda sokar.
Kayıt ve onam tarafında baştan net olun. Oturumun kaydedileceği davet metninde yazsın, başında sesli olarak tekrar sorulsun. Kurumsal katılımcılarda ekran paylaşımının şirket politikasına takılıp takılmadığını katılımcıya değil, onun yöneticisine sorun; katılımcı çoğu zaman bilmez ve oturum ortasında paylaşımı keser.
İki saat masada mümkündür, video görüşmesinde değil
Klasik bağlamsal sorgulama iki üç saatlik oturumlar üzerine kuruludur. Bu süre yerinde geçerlidir. Video görüşmesinde iki saatin sonunda hem katılımcı hem araştırmacı tükenir, son yarım saatin verisi zaten kullanılmaz. Doksan dakikayı üst sınır kabul edin, uzun akışları iki ayrı güne bölün. Bölünmüş oturumun ek faydası da var: aradaki günlerde ilk oturumdan çıkan soruları hazırlarsınız.
Oturum sırasında
- Katılımcı gerçek işini yapsın. Demo hazırlamasını, masasını toplamasını, örnek veri oluşturmasını istemeyin.
- Sesli düşünmesini isteyin ve sustuğunda bekleyin. Sessizlik genelde zor bir adımın işaretidir.
- Takip sorularını anında sorun, sona saklamayın. "Şu an neden oraya döndünüz" sorusunun cevabı beş dakika sonra kaybolur.
- Kendi kameranızı gözlem sırasında kapatın. Katılımcı yüzünüze bakmayı bırakınca işine döner.
- Ekranda ne olduğunu not almaya çalışmayın, kayıt zaten alıyor. Nota yalnızca kayıtta görünmeyecek şeyi yazın: tereddüt, şaşkınlık, sinirlenme.
Analiz maliyetini baştan hesaplayın
Altı katılımcı, kişi başı doksan dakika: dokuz saat kayıt. Kaydı bir kez izleyip not çıkarmak, duraklamalar ve geri sarmalarla birlikte bunun iki katına yakın zaman ister, üstüne bulguların düzenlenmesi gelir. Takvimi buna göre kurmayan ekipler oturumları tamamlar, sonra kayıtlar izlenmeden kalır ve elde yalnızca araştırmacının aklında kalanlar kalır.
Pratik çözüm, her oturumun hemen ardından on beş dakika ayırıp o oturumun üç ana bulgusunu yazmaktır. Bu notlar ham kaydın yerini tutmaz ama ekibe erken sinyal verir; üçüncü katılımcıdan sonra aynı sorun tekrar ediyorsa geri kalan oturumların sorularını daha keskin hale getirirsiniz.