Günlük Çalışmalarda Katılımcı Bağlılığı: Neyi Ne Kadar İstemeli?
Günlük çalışmalarında asıl kayıp kötü sorulardan değil, sürenin kendisinden gelir. Katılımcı ilk üç gün istekli yazar, ikinci haftada girişler kısalır, üçüncü haftada susar. Bağlılığı artırmak dediğimiz şey büyük ölçüde bu düşüşü tasarımla yavaşlatmaktır; ödül miktarını yükseltmek en son başvurulacak yöntem.
Bırakma oranı toplanmaz, çarpılır
Planlama yaparken günlük uyum oranını tek bir sayı olarak düşünmek yanıltıcı. Katılımcının herhangi bir günde giriş yapma olasılığı yüzde 90 gibi gayet iyi bir değer olsun. On dört günlük bir çalışmada hiç gün atlamamış katılımcı oranı 0,90 üzeri 14, yani yaklaşık yüzde 23. Yirmi kişiyle başladıysanız kesintisiz seri veren dört ya da beş kişiyle kalırsınız.
Bunun iki sonucu var. Birincisi, örneklemi baştan bu kayba göre kurun; on kişilik hedef için on iki değil, on sekiz kişiyle başlamak gerekir. İkincisi, analiz planınız kesintisiz seri gerektirmesin. "Her katılımcının 14 girişini karşılaştıracağım" diyen bir tasarım, veriyi topladıktan sonra elinizde kalan üç kişilik grupla çöker. Gün bazında değil, olay bazında bakmayı planlayın: kaç kişi bu davranışı en az bir kez raporladı, hangi bağlamda tekrarladı.
Giriş yükü: on beş dakika zaten çok
Yaygın tavsiye "girişler 15 dakikayı geçmesin" der. Bu sınır tek başına ele alındığında masum görünüyor, ama üç haftalık bir çalışmada günde 15 dakika toplam beş saatten fazla emek demek. Katılımcı bunu ödemeyi aldıktan sonra değil, ikinci günün akşamında hesaplıyor.
Pratikte işe yarayan üst sınır günde iki üç dakika. Bu da genelde iki soruya yer bırakır: ne oldu, ne hissettirdi. Derinlemesine anlatımı günlüğe değil, çalışma sonundaki görüşmeye bırakın; katılımcı zaten kendi kayıtlarına bakarak hatırlayacak. Sesli ya da fotoğraflı giriş seçeneği sunmak yazma yükünü belirgin biçimde düşürür (özellikle mobilde, klavyeyle uzun metin yazmak kimsenin gönüllü yaptığı bir iş değil).
Toplu doldurmayı fark etmenin kolay yolu
Günlük çalışmasının değeri anlık kayıtta. Katılımcı pazar akşamı oturup haftanın yedi girişini birden yazdığında elinizde günlük veri değil, zayıf bir hatırlama görüşmesi olur. Bu davranış anket ekranında görünmez, kayıtların zaman damgasında görünür: aynı katılımcının yedi girişi arasında dörder dakika varsa durum bellidir.
Kullandığınız araç kayıt zamanını saklamıyorsa, aracı değiştirin. Zaman damgası tutan bir formu üç alanla kendiniz de kurabilirsiniz, üçüncü parti bir günlük platformuna geçmeden önce buna bakmaya değer. Toplu doldurmayı gördüğünüzde katılımcıyı çalışmadan çıkarmak yerine hatırlatma saatini konuşun; çoğu durumda sorun isteksizlik değil, bildirimin yanlış saatte gelmesi.
Hatırlatma ritmi
Bildirim sıklığında hedef günde bir. İki bildirimden sonrası rahatsız edici olmaya başlar ve katılımcı uygulamanın bildirimlerini tamamen kapatır, o noktadan sonra kaybedersiniz. Zamanlamayı katılımcının araştırdığınız davranışı yaşadığı ana yakın seçin; alışveriş uygulaması çalışıyorsanız sabah 09.00 bildirimi boş giriş üretir.
İki gün üst üste sessizlik gördüğünüzde standart hatırlatma yerine kısa bir mesaj gönderin ve sorunun teknik mi yoğunluk mu olduğunu sorun. Bu mesaj ortalama olarak katılımcıların bir kısmını geri getirir, getirmediğinde de kimin fiilen bıraktığını erken öğrenmiş olursunuz.
Ödemeyi dilimleyin
Tüm ödemeyi sona bırakmak, katılımcının yarıda bıraktığında kaybedeceği şeyi büyüttüğü için mantıklı görünür. Uygulamada tersi çalışır: ilk hafta hiçbir karşılık görmeyen kişi çalışmanın gerçek olduğuna dair kanıt beklemeye başlar ve en yüksek bırakma ilk yedi günde yaşanır.
Ödemeyi haftalık dilimlere bölün, ilk dilimi ilk üç girişten sonra gönderin. Tamamlama bonusu koyacaksanız bunu giriş sayısına değil, çalışma sonu görüşmesine katılıma bağlayın; giriş başına ödeme kurgusu içeriği değil hacmi ödüllendirir ve tek cümlelik girişleri çoğaltır.
Beklentiyi baştan yazın
Katılımcının ilk gün bilmesi gereken üç şey var: çalışmanın kaç gün süreceği, günde ne kadar vaktini alacağı ve parasını ne zaman alacağı. Bunları onay formunun içine gömmek yerine tek ekranda, üç satırda gösterin.
İyi giriş örneği paylaşmak da işe yarar, ama tek örnek vermeyin. Tek örnek verdiğinizde herkes onun uzunluğunu ve biçimini taklit eder, veriniz tekdüzeleşir. Kısa ve uzun, olumlu ve olumsuz birer örnek gösterin; aradaki fark katılımcıya biçimin değil içeriğin önemsendiğini anlatır.