Konu Başlıkları
Yükleniyor...

İçerik Üretimini Kolaylaştıran Arayüz Kararları

Sıradan Kullanıcı İçin İçerik Oluşturma: Arayüz Tarafı

İçerik üretemeyen kullanıcı çoğu zaman söyleyecek şeyi olmayan kullanıcı değildir. Anlatacak bir şeyi vardır, arayüz onu yanlış yerden başlatır. Boş bir metin kutusu, yanında yayınla düğmesiyle birlikte, deneyimsiz birine tek bir soru sorar: bu yeterince iyi mi? Bu sorunun cevabı yazmadan önce verilemez, o yüzden kullanıcı yazmaz.

Boş sayfa bir motivasyon sorunu değil

Boş sayfayı bir irade eksikliği gibi ele alan çözümler, kullanıcıyı cesaretlendirmeye çalışır: ipucu metinleri, teşvik cümleleri, ilerleme çubukları. Bunlar sorunun kaynağına dokunmaz. Kaynak şu: kullanıcı çıktının nasıl görüneceğini bilmiyor, dolayısıyla girdinin ne olması gerektiğini de bilmiyor.

Bu yüzden işe yarayan müdahaleler hep aynı yöne bakar. Kullanıcıya boş bir alan yerine doldurulacak belirli bir yer verirsiniz, çıktının şeklini önceden gösterirsiniz, ilk adımı en düşük riskli olan yapmaya çalışırsınız. Üçü de aynı şeyi yapıyor: kararı küçültüyor.

Şablon nereye kadar yardım eder

Yapılandırılmış giriş, yani başlık, özet, gövde, görsel gibi ayrı alanlara bölünmüş bir form, ilk yazıyı çıkarmanın en hızlı yoludur. Ama aynı tavsiyeyi verenler genelde iki paragraf sonra özgün bir ses bulmayı önerir ve burada bir çelişki var. Şablon, çıktıları birbirine benzeterek yardım eder. Yardımın kaynağıyla maliyeti aynı mekanizmadır.

Pratik çıkarım, şablonu kalıcı bir çerçeve değil, bir başlangıç iskelesi saymak. İlk üç yazıda alanlar sabit dursun, sonrasında kullanıcı alan ekleyip çıkarabilsin. Alan sayısı arttıkça şablon yardımcı olmaktan çıkıp bir vergi beyannamesine dönüşür; sekiz alanlı bir editör, üç alanlı bir editörden daha fazla değil, daha az içerik üretir.

Alan sırası, takılma noktasını belirler

Yapılandırılmış girişte hangi alanın önce geldiği, çoğu ekibin tasarım kararı olarak görmediği ama sonucu en çok değiştiren detay. Başlık alanını en üste koymak dosya düzeni açısından doğaldır, üretim açısından değil: başlık, metnin ne olduğu belli olduktan sonra yazılabilen bir şeydir.

Bir yayın panelinde bunu tam olarak böyle gördüm; kullanıcılar başlık alanını boş bırakıp gövdeye atlıyor, sonra geri dönüyordu. Arayüz bu sırayı destekleseydi geri dönmek zorunda kalmazlardı. Gövdeyi önce açıp başlığı sonda istemek, ya da başlığa "sonra doldurabilirsiniz" davranışı vermek, sıralamayı kullanıcının gerçek çalışma düzenine yaklaştırır.

Kaydetme davranışı üretimi açar ya da kapatır

Kullanıcının denemeye istekli olması, geri alabileceğine güvenmesine bağlı. Bu güven büyük ölçüde kaydetme davranışının uygulama detaylarında kuruluyor ve orası tasarım kararının koda en net dokunduğu yer.

  • Sabit aralıklı otomatik kayıt tek başına yetmez. Otuz saniyede bir kaydeden bir editör, sekmeyi kapatan kullanıcıya son otuz saniyeyi kaybettirir; alan odağı bırakıldığında da kaydetmek bu boşluğu kapatır.
  • Taslak ile yayın ayrı durumlar olmalı. Aynı kaydın üzerine yazan bir sistemde kullanıcı, yayındaki metni bozma riski yüzünden düzenlemeye girmez.
  • Geri alma tuşu, sunucuya gitmiş bir değişiklik için de çalışmalı. Yerel geçmişi sunucu yanıtında sıfırlayan editörler, kullanıcının en çok geri almak istediği anı kaçırır.

Bu üçü olmadan yapılan "kullanıcılar içerik üretmiyor" tespiti eksiktir; ölçtüğünüz şey isteksizlik değil, kaybetme korkusu olabilir.

Sıfırdan yazmak tek yol değil

Üretim eşiğini düşürmenin ikinci yolu, üretimin tanımını genişletmek. Var olan malzemeyi seçmek, sıralamak ve üzerine yorum eklemek de içerik üretmektir ve deneyimsiz kullanıcı için giriş maliyeti çok daha düşüktür. Kendi çektiği fotoğrafları bir başlık altında toplamak, okuduğu bir yazıya iki paragraflık itiraz yazmak, bir listeyi kendi ölçütüne göre yeniden sıralamak; üçü de boş sayfadan başlamayan işler.

Arayüz tarafında bunun karşılığı, alıntı, bağlantı ön izlemesi ve görsel toplama gibi bileşenleri metin editörünün yanına değil içine koymak. Kullanıcı bir bağlantıyı yapıştırdığında başlığı ve görseli otomatik gelen bir kutu, o kişiye yazacak bir şey de vermiş olur, çünkü artık boş sayfaya değil bir malzemeye bakıyordur.

Ölçmek isterseniz

Bu tür değişikliklerin etkisini yayınlanan içerik sayısıyla ölçmek yanıltıcı, çünkü sayı geç hareket eder. Daha erken sinyal veren iki ölçü var: editörü açıp hiçbir şey yazmadan çıkanların oranı, ve ilk yazının kaç oturuma yayıldığı. İlki boş sayfa sorununun sürüp sürmediğini, ikincisi kaydetme ve geri dönme akışının çalışıp çalışmadığını gösterir. İkisi de tek bir olay kaydıyla toplanabilir, ayrı bir araştırma turuna gerek yok.